
Bölüm 01 · Piyasa nedir, fiyat nasıl oluşur
Borsanın İlk Kanı
Ryō, babasının borcunu kapatmak için Tokyo Borsası'nın alt katına iner. İlk emri, ilk zararı ve ilk dersi aynı gün gelir.
Kadro: Ryō Sakamoto · Ustabaşı Tōdō · Aiko Mizuhara
Açılışa Sekiz Dakika

Tokyo, sabah 08:52. Babamın bana bıraktığı iki şey vardı: üzerime büyük gelen bu takım elbise ve kırk milyon yenlik bir borç. Üçüncü bir şey daha bıraktığını o sabah bilmiyordum.
Yağmurlu Kabutochō sokağı. Ryō, babasının bol gelen takım elbisesiyle borsa binasının önünde duruyor; camlarda kırmızı sayılar akıyor.

Hesabımda kalan her şey: 180.000 yen.
Yakın plan: telefon ekranındaki 'AL' butonunun üzerinde titreyen bir parmak.
Bir emir. Sadece bir emir her şeyi değiştirebilir.

Arkadan gelen ağır bir gölge: Ustabaşı Tōdō, ağzında sönmüş sigara, elinde yıpranmış bir defter.
Değiştirir. Genelde aşağı yönde.
Bana bak evlat. Şu ekrandaki sayı nedir?
Hissenin... değeri.
Yanlış. O sayı bir değer değil. Bir uzlaşma.
Merdiven

Tōdō otuz yıldır bu binada çalışıyordu. Kimse ona 'yatırımcı' demezdi; o kendine sadece 'defter tutan' derdi.
Tōdō, beton duvara tebeşirle iki sütun çiziyor: solda alıcılar, sağda satıcılar. Basamak basamak bir merdiven.
Fiyat gökten inmez. Şurada duran son alıcıyla şurada duran son satıcı el sıkıştığında doğar.
Bu merdivenin adı emir defteri. Piyasanın kalp atışı burada.

Salonun kalabalığı: yüzlerce insan, telefonlar, bağıran brokerlar, havada uçuşan kâğıtlar.
Basamakların üstü kalın mı? Öyleyse ucuz satarsın, ucuz alırsın. Buna likidite denir.
Basamaklar inceyse fiyat yalan söyler. Bir tek emir onu on kat oynatır.

Ryō'nun gözlerine yansıyan sayılar; gözbebeklerinde akan rakamlar.
Yani ben fiyatı almıyorum... birinin fiyatını kabul ediyorum.
İşte. Şimdi bir şey öğrendin. Kaybetmeye hazırsın.
Zil

09:00. Ve dünya yön değiştirdi.
Açılış zili. Salonun tavanındaki eski pirinç zil titriyor; ışık patlıyor.
DAAANG!
Ekran duvarı: onlarca monitör aynı anda yeşilden kırmızıya dönüyor, sayılar patlıyor.
Kokuyō Ağır Sanayi! Alış tarafı boşalıyor!
Kim tutuyor bu tarafı?! Kimse yok!

Ryō klavyeye vuruyor; ekranda 'piyasa emri' seçeneği yanıp sönüyor.
Şimdi. Herkes alıyorsa ben de alacağım!
Evlat — hangi emri veriyorsun?
Piyasa! En hızlısı bu!
Hız satın aldın. Fiyatı sattın.
Basamaklar Kırılıyor

Piyasa emri şunu der: 'Fiyatı umursamıyorum, doldur.' Piyasa bu cümleyi duyduğunda kibarlık yapmaz.
Sürreal görüntü: Ryō'nun emri dev bir merdivenden aşağı yuvarlanıyor, basamaklar tek tek kırılıyor.
KRAK
Ryō'nun dehşet dolu yüzü; ekranda gerçekleşen fiyat, gördüğü fiyatın çok üstünde.
1.240'tan almalıydım... 1.310'dan doldu?!
Aradaki farkın adı kayma. Aceleciliğin faturası.

Salonun diğer ucunda, kalabalığın içinde sakin duran genç bir kadın: Aiko Mizuhara. Elinde küçük bir defter, dudağında yarım bir gülümseme.
Yeni biri. Her sabah bir tane çıkıyor.
Ama bu, kaybettiği anda ekrana değil deftere baktı.
İlk Kan

Otuz dakika. Bir emrin bana babamın borcunun bir gecelik faizinden fazlasına mal olması için gereken süre.
Düşen bir grafiğin camına yansıyan Ryō'nun yüzü; sayılar yüzünün üzerinden aşağı akıyor.
SU—
Ryō dizlerinin üzerine çöküyor; etrafında ayakta duran insanların bacakları.
Ne yaptım ben...
Doğru şirketi seçtim! Doğru yönü seçtim! Nasıl kaybederim?!

15:00. Salon boşaldığında öğrendim: piyasa yönü bildiğin için para vermez. Girdiğin fiyat, çıktığın fiyat ve dayanma süren için verir.
Kapanışta boşalan salon; devrilmiş sandalyeler, yerde kâğıtlar, tek bir figür.
Defterdeki Kız

Aiko boş salonun ortasında Ryō'nun yanına oturmuş, defterindeki merdiveni gösteriyor.
Adım Aiko. Ve sen bugün 68.000 yen ödedin.
Nereden biliyorsun?
Çünkü defterin ince tarafından girdin. Alış basamaklarında toplam 400 lot vardı, sen 900 lot istedin. Kalanı yukarıdan topladın.

Defterin yakın planı: fiyat seviyeleri ve her seviyedeki miktarlar el yazısıyla yazılmış.
Limit emri fiyat satın alır: 'şu fiyattan ya da daha iyisinden.'
Piyasa emri hız satın alır. İkisini aynı anda alamazsın.
Ya emrim hiç dolmazsa?
O zaman kaybetmezsin de. Kaçırmak, kanamaktan ucuzdur.

İkisi camdan Tokyo'nun akşam siluetine bakıyor; siluetler karanlıkta.
Yarın gelecek misin?
Borcum var.
Yanlış cevap. Borç için gelenler burada en hızlı ölenler oluyor.
Gece Nöbeti

O gece uyumadım. Grafik izlemedim. Sadece tek bir hissenin emir defterini altı saat boyunca izledim. Nefes alışını öğrendim.
Gece yarısı, tek bir masa lambası. Ryō dizüstü bilgisayarın karşısında, önünde el yazısıyla dolu kâğıtlar.

Sakin, kontrollü bir el, klavyeye tek tek bir limit emri yazıyor.
1.238. Bir yen bile yukarısı yok.
Dolmazsa dolmasın. Bugün beni piyasa değil, ben seçeceğim.

Bir hafta boyunca hiçbir şey almadım. Sadece baktım. Piyasa, izlemeyi öğrenene kadar sana hiçbir şey anlatmıyor.
Sisin içinden yükselen dev mum grafiği monolitleri; aralarında yürüyen küçük bir figür.
İkinci Deneme

Sekiz gün sonra. Aynı kapı. Aynı takım elbise. Farklı bir çocuk.
Ryō sabah sokakta kararlı adımlarla yürüyor; arkasında binalara yansıyan grafik gölgeleri.

Masasında odaklanmış Ryō; ekranda üç seviyeye bölünmüş emirler.
Tek seferde değil. Üçe böl: 1.238, 1.232, 1.225.
Fena değil. Kendine yanılma payı bırakıyorsun.
Hayatta kalmanın adı budur evlat.

Ekranın yakın planı: emirlerden biri sessizce dolmuş.
Doldu. Benim fiyatımdan.
Küçük Kazanç

Kâr 9.400 yendi. Kaybettiğimin yedide biri. Ama ilk defa neden kazandığımı biliyordum.
Ekranda mütevazı bir yükseliş; klavyenin yanında sessizce sıkılmış bir yumruk.

Tōdō'nun yüzünün yakın planı: derin kırışıklar ve neredeyse görünmeyen bir gülümseme.
Şimdi sat.
Daha çıkabilir.
Çıkabilir. Ama planın 'çıkabilir' demiyordu.

Ryō pozisyonu sakince kapatıyor; masada boş kahve fincanları.
Kapattım.
İşte asıl zor kısmı buydu. Kazanırken durmak.
Üç Satır

Tōdō defterini bana verdi. İçinde otuz yıllık işlem yoktu. Sadece üç satır vardı.
Tōdō'nun yaşlı eli, yıpranmış deftere fırçayla üç satır yazıyor; yanında mürekkep şişesi.
Bir: fiyatı sen kabul edersin, piyasa sana dayatmaz.
İki: her emirden önce nerede yanıldığını yaz.
Üç: ilk hedefin kâr değil, yarın da burada olmaktır.

Babam da bu salonda çalışmıştı. Borcu bu yüzden vardı. Ve Tōdō bunu ilk günden biliyordu.
Yağmurlu camın önünde duran Ryō; yansımasında arkasında duran yaşlı bir siluet.
Onu tanıyordun, değil mi?

Piyasa beni yenmemişti. Ben kendimi yenmiştim. Ve çatıda birinin beni izlediğini hâlâ fark etmemiştim.
Çatıdan görünen dev Tokyo silueti; kenarda küçük, yalnız bir figür.
…Bu bölümden kalanlar.
- »Fiyat bir gerçek değil, bir uzlaşmadır: son alıcı ile son satıcının anlaştığı sayıdır.
- »Emir defteri (order book) piyasanın kalp atışıdır; likidite yoksa fiyat yalan söyler.
- »Piyasa emri hız satın alır, limit emri fiyat satın alır. İkisini aynı anda alamazsın.
- »İlk hedefin kâr değil, hayatta kalmaktır.